sebnemdurmus.blogcu.com SEVGİ MUTFAĞI <>
2/7/2007 - Kısa Bir Mola
Bulundugu yer: diger

Uzun zamandır sayfamı güncelliyemiyorum sağlık sorunları ve işlerin yoğunluğundan sizlerden uzak kaldım ve çok özledim kısa bir süre sonra sizlerle tekrar birlikte olmak dileğiyle....

 

Not: Yorum yazan yazmayan herkese çok teşekkürler.


Yorumlar ( 5 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


30/3/2007 - Kutlu Doğum Haftası ve Mevlüd Kandili
Bulundugu yer: diger


Kutlu Doğum ve Mevlid Kandili

Hayatın gayesi, yaratılışın mânâsı silinmiş, yok olmuştu. Herşey mânâsız başıboşluk ve hüzün örtülerine bürünmüştü.

Ruhlar birşey bekliyor, bir nurun zulmet perdesini yırtmasını içten içe hissediyordu.

O vahşet devrinde kâinat ufkundan bir güneş doğdu. Bu güneş âhirzaman Peygamberi Hz. Muhammmed Aleyhissalâtü Vesselam idi. Tarihin seyrini, hayatın akışını değiştiren bu eşsiz olay, dünyayı yerinden sarsan değişimlerin en büyüğü idi.

İşte insanlığın akıl ve kalbinde düğümlenen "Necisin, nereden geliyorsun, nereye gidiyorsun?" sorularını, düğümlerini çözüp kâinatın Sahibini ilân ve ispat edecek bir zatın teşrifi sadece insanların ruh ve kalbinde değil, diğer varlıklarda, hattâ cansız eşyada bile yansımasını bulacaktı.

Doğudan batıya bütün âlemin nurlara büründüğü, İlâhi değişimin tecelli ettiği o gece neler oldu neler?

Yahudi ileri gelenleri ve âlimleri kitaplarında daha önce rastladıkları işaret ve müjdelerin açığa çıktığını gördüler. Kimsenin haberi olmadan en önce onlar bu müjdeyi verdiler.

O gece Yahudi âlimleri semâya bakıp "Bu yıldızın doğduğu gece Ahmed doğmuştur" dediler.(1)

Bîr Yahudi İleri geleni Mekke'de Peygamberimizin doğduğu gece, içlerinde Hişam ve Velid bin Muğire, Utbe bin Rabia gibi Kureyş ileri gelenlerinin bulunduğu bir toplantıda,
- "Bu gece sizlerden birinin çocuğu oldu mu?" diye sordu.
- "Bilmiyoruz" diye cevap verdiler.
Yahudi, "Vallahi sizin bu ihmalinizden iğreniyorum!
"Bakın, ey Kureyş topluluğu, size ne söylüyorum, iyi dinleyin. Bu gece, bu ümmetin en son peygamberi Ahmed doğdu. Eğer yanlışım varsa, Filistin'in kudsiyetini inkâr etmiş olayım. Evet, onun iki küreği arasında kırmızımtırak, üzerinde tüyler bulunan bir ben var" dedi.

Toplantıda bulunanlar Yahudinin sözünden hayrete düştüler ve dağıldılar. Her birisi evlerine döndüğünde bu durumu ev halkına anlattılar. "Bu gece Abdülmuttalib'in oğlu Abdullah'ın bir oğlu doğdu. Adını Muhammed koydular." haberini aldılar.

Ertesi gün Yahudiye vardılar:
"Bahsettiğin çocuğun bizim aramızda dünyaya geldiğini duydun mu?" dediler.
Yahudi "Onun doğumu benim size haber verdiğimden önce midir, sonra mıdır?" dedi.
Onlar, "Öncedir ve ismi Ahmed'dir" dediler. Yahudi, "Beni ona götürün" dedi.
Yahudi ile beraber kalkıp Hz. Âmine'nin evine gittiler, içeri girdiler.
Pegamberimizi Yahudinin yanına çıkardılar. Yahudi Peygamberimizin sırtındaki beni görünce, üzerine baygınlık geldi, fenalaştı. Kendine gelip ayıldığı sırada,

"Ne oldu sana, yazıklar olsun" dediler.

Yahudi, "Artık İsrailoğullarndan peygamberlik gitti. Ellerinden kitap da gitti. Artık Yahudi âlimlerinin kıymet ve itibarları da kalmadı. Araplar peygamberleriyle kurtuluşa ereceklerdir.

"Ey Kureyş topluluğu, ferahladınız mı? Vallahi size, doğudan batıya kadar ulaşacak bir güç, kuvvet ve bir üstünlük verilecektir" dedi.(2)

Kâinatın Efendisini dünyaya getiren bahtiyar annenin henüz dünyaya gelmeden görüp gördükleri çok manalıydı..

Peygamber Efendimize hamileyken rüyasında, "Sen, insanların en hayırlısına ve bu ümmetin efendisine hamile oldun. Onu dünyaya getirdiğin zaman 'Her hasetçinin şerrinden koruması için bir ve tek olana sığınırım' de, sonra ona Ahmed yahut Muhammed ismini ver."

Yine kendisinden çıkan bir nurun aydınlığında bütün doğuyu ve batiyi, Şam ve Busra saray ve çarşılarını, hattâ Busra'daki develerin uzanan boyunlarını gördüğünü Abdülmüttalib'e anlatmıştı.(3)

Aynı gece Hz. Âmine'nin yanında bulunan Osman ibn Âs'ın annesinin gördükleri de şöyle:

"O gece evin içi nurla doldu, yıldızların sanki üzerimize dökülecekmiş gibi sarktıklarını gördük."

Evet bu ulvî anı dile getiren Mevlid'in yazarı Süleyman Çelebi bütün bu hakikatleri şu beytiyle şiirleştirmiştir:

"Hem Muhammed gelmesi oldu yakin
Çok alâmetler belürdi gelmedin"

Rabiülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi, yapılan hesaplamalara göre, Miladi takvime göre 20 Nisan'a denk gelen gece idi.

Dünyayı şereflendiren iki Cihan Serverinin üzerini o günün bir âdeti olarak bir çanakla kapattılar.

Araplara göre o zaman, gece doğan çocuğun üzerine bir çanak koymak ve gündüz olmadan ona bakmamak âdetti. Fakat bir de baktılar ki. Peygamber Efendimizin üzerine konulan çanak yarılarak ikiye ayrılmış, Efendimiz gözlerini gökyüzüne dikmiş, başparmağını emiyordu.(5)

Evet, bu işaret her türlü küfrün, zulmün, şirkin ve her türlü bâtıl inanç ve âdetlerin parçalanıp yok olması, imanın, nurun ve hidâyetin kâinatı aydınlatması için gönderilmiş bir Peygamber idi.

Aynı gece Kabe'de tapılmakta olan cansız putların çoğunun başaşağı devrildiği görüldü.

Aynı gece Kisra sarayının beşik gibi sallanıp on dört balkonunun parçalanıp yerlere düştüğü öğrenildi.

Sava'da mukaddes tanınan gölün suyunun çekilip gittiği görüldü.

Bin senedir yakılan ve söndürülmeyen mecusi ateşinin sönüverdiği müşahede edildi.

Bütün bunlar işaret ve alamettir ki, yeni dünyaya gelen zat ateşe tapmayı, puta tapmayı kaldırıp, Fars saltanatını parçalayarak Allah'ın izni olmadan kutsal tanınan şeylerin kutsallığını ortadan kaldıracaktır.(6)

İşte bu geceye Veladet-i Nebi gecesi diyor ve onun bütün kalbimizle, ruhumuzla her sene yeniden yâd edip kutluyoruz. Bütün kâinatla bu geceyi karşılayarak onun âleme teşrifine kıyam ediyoruz.
Getirdiği ebedi nura, açtığı saadet caddesine ve sünnet-i seniyyesine yeniden sımsıkı sarılmak ve Mevlid Kandilini vesile ederek ona yeniden biatimizi, bağlılığımızı tazelemek ne yüce bir şeref ve ne büyük bir saadettir.

Yüce Rabbim bizleri sevgili Resulünün şefaatine nail eylesin.

Kaynaklar:
(1)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:60.
(2)A.g.e, 1:162-163.
(3)Taberî Tarihi, 2:125; İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(4)A.g.e., 1:102.
(5)İbn-i Sa'd, Tabakat, 1:102.
(6)Bediüzzaman, Mektûbat,s:161,162.

 

Mehmet Paksu, Mübarek Gün ve Geceler, Nesil Yayınları

 

 

HEPİNİZİN MEVLÜD KANDİLİNİ KUTLAR SAĞLIK VE HUZUR DİLEKLERİMİ SUNMAK İSTERİM


Yorumlar ( 17 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


1/3/2007 - Elmalı Kurabiye
Bulundugu yer: kurabiyeler

Elmalı cevizli olan her lezzeti sevdiğimi sayfamda daha önce belirtmiştim.Pastanedekiler gibi ağızda dağılan olması ise daha bir güzel oluyor bu tarifle tıpkı pastane kurabiyesi gibi oluyor.Hele ceviz, tarçın ve elma üçlüsünün kokusuna diyecek bir şey yok.

 

 

 

Elmalı Kurabiye

 

 

 

 

Malzemeler;

 

- 2 su bardağı + 1 su bardağı nişasta

- 1 paket tereyağı (yumuşak)

- 2-3 çorba kaşığı yoğurt

- 1 paket kabartma tozu

- 1 paket vanilya

- 1/2 su bardağı pudra şekeri

 

 

İç malzemesi için;

 

- 3-4 elma

- 1 çay bardağı şeker

- 2 tatlı kaşğı tarçın

- 1 su bardağı kıyılmış ceviz

 

Hazırlaışı;

 

1- Karıştırma kabının içine unu, nişastayı, vanilyayı ve kabartma tozunu eleyip ortasını havuz

    gibi açın.

2- Yoğurdu, yağı, pudra şekerini koyup iyice yoğurun ve ele yapışmayan bir hamur

    elde edin.

3- İç malzemesi için elmaların kabuklarını soyun ve rendeleyin bir tavaya koyup içine

    şeker ekleyin ve suyunu çekene kadar pişirin.Cevizi ve tarçını ekleyip karıştırın.

4- Hamurdan cevizden büyük parçalar koparın ve istediğiniz şekilde açın ve içine

    elmalı harçtan koyup kapatın. Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.

5- Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında üzeri hafif pembeleşene kadar pişirin.

    Üzerine pudra şekeri serpip servis yapın.

 

Afiyet olsun....

 

 


Yorumlar ( 33 ) :: Yorum Yaz :: Baglantı


Benim hakkımda

sevgiyle pişirilen ve paylaştıkça çoğalan bir mutfak

Terörü Kınıyoruz.
Son yazılarım
Menü
Etkinlikler
    Baglantılarım


    11 sayfadan 1 . sayfa
    geri | ileri
    Myspace Slideshows, MySpace slide show, myspace slideshow I made this slideshow at FreeFlashSlideshow.com.
    Check out these MySpace Slideshows!